BLOGSAL ŞEYLER | V.2

Blogsal şeylerin 2.nci makalesinde sizlere muhasebesel işlemlerimizden bahsedeceğim. Çalıştığımız sektör tekstil olunca birazcık koşuşturmaca fazla olmaktadır. Hele ki İstanbul’da bu işi meslek edindiyseniz daha da fazla bir çaba yada özveride bulunmanız gerekmektedir. Biliyorsunuz ki Muhasebe bir şirketin mahremiyetidir. Dahası gizli kapılar ardındaki odasıdır. Her önüne gelen şirketin mali yapısını yada finans durumunu bilemez.

İşleyişi genelde günlerle sınırlı olan bir iştir. Yani devletimize vergilerimizi bildiricez bunun belli bir süresi belli bir günü vardır. İşlem yapıcaz bunun belli bir süresi vardır. Bu yüzden muhasebe stres odaklı bir iştir. Hele ki birde son dönemlerde yaşanan pandemi sonrası sürekli değişen mevzuatlar ve süreler eklenince iş daha da stresli oluyor.

KDV’ler , SGK bildirimleri ve bunun gibi bir çok kurum ve kuruluşa bildirilen raporlar varken şirketin muhasebesini ve finansını ayakta tutmak zor oluyor. Şirketin mali yapısını ayakta tutacak adımlar atmak bu dönemde çok önemli bir rol oynuyor. Gününde doğru yapılan raporlamalar bazen kurtarıcı rol oynarken bazen de işten çıkılamaz hal alıyor. Durum böyle olunca stres daha da artıyor. Bazıları muhasebe abi ne var bunda! Evrak işleyip evrak kaldırıyorsun abartılacak ne var bunda
diyorlar ama iş öyle değil işte…

Evet muhasebe evrak bazlı çalışmadır. Ama evrakı oluşturan olaylar olmadan muhasebe tabi olmuyor. Karşılıklı mutabakata varılarak işlemler gerçekleştiriliyor. Bunun sonucunda muhasebe fazlı işlemler ortaya çıkıyor. Bir yerden mal alıyorsun, o mal’ın taşıma fişi, sonra alım evrakı(irsaliye) sonrasında faturası oluşuyor. Faturası ilgili kayıtlara doğru şekilde yapıldıktan sonra ödemesi gerçekleşiyor. Bu işlemler ilgili ay süresince yapıldıktan sonra. Faturanın kdv si devlete bildiriliyor. ve süreç bu şekilde en basitinde ilerliyor. Kısacası işlemler birkaç adımdan oluşup devam ediyor.

Hal böyle olunca ve sirkülasyon fazla olunca muhasebesel işlemler durdurak bilmeden ilerliyor. Rakamlar arttıkça risk artıyor, ciro fazlalaşıyor ve şirkette daha farklı raporlamalar oluşuyor. Bu ay ne aldık, bu ay nerden ne kadar mal yükledik, bu ay ne kadar ürün sattık vb…. bu tarz işlemler uzadıkça uzuyor. İşler uzadıkça şirket doğru orantıda ilerledikçe büyüyor ve kazanç arttıyor.

Doğru insanlar ile doğru şekilde çalışma gerçekleşirse, şirket politikası da buna elverişli ise büyüme gerçekleşiyor ve kazanan şirket sahibi oluyor. Kazancın artmasına bağlı olarak doğru yatırımlar ile de bunu desteklediğinde kalıcı bir şirket ve ileriye dönük yatırımlar gerçekleşiyor.

Şirketin büyümesine bağlı olarak şirket yetkilileri eğer çalışanlarını düşünerek hareket ediyorsa (prim, ekstra ödenekler), her zaman kazanan emin olun şirket oluyor. Personel daha fazla istekli işe geliyor ve buna bağlı olarak işteki çalışma hacmi arttıyor. Yani çalışanı mutlu eden patron her zaman kazanıyor.

Saygılarımla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir